Cumartesi, Nisan 28, 2007

Wimax nereye koşuyor?

Geçtiğimiz hafta Wimax ile ilgili önemli gelişmeler oldu, kısaca hepsine bir gözatmakta fayda var.

İlk önemli gelişme Amerikan Ordusunun da Wimax’i Samsung ile birlikte şu an test ediyor olması. Eğer olumlu sonuçlanırsa askeri iletişimin Wimax üzerine taşınma ihtimali var. Tabii bu da yaklaşık 3 milyar dolarlık bir pazar demek. Bence Amerikan ordusu da Wimax üzerine yatırım yaparsa, Wimax’i kimse tutamaz.

US Army to evaluate Mobile WiMax use
Mobile WiMax is a version of WiMax designed to provide high-speed broadband connections for users while they are on the move. The Army's tests will take place at the Command, Control, Communications, Computers, Intelligence, Surveillance, and Reconnaissance (C4ISR) On-The-Move experimentation facility, in Fort Dix, New Jersey, the South Korean company said.

Wimax ile ilgili haberler hep olumlu olacak değil, biraz da olumsuzları paylaşayım istedim. Wibro Kore’de Haziran 2006’da devreye girmesine rağmen abone sayısı bugüne kadar ancak sadece 1000’e ulaşabilmiş.

Is WiBro a success or a failure ?
According to some news sources, Korea Telecom's WiBro (which stands for Wireless Broadband) will be expanding its service to cover all parts of Seoul including subway lines. WiBro is Korea's WiMAX compatible wireless internet platform. The service provides users with approximately 1-3 Mbps and mobility of up to 120kph.

What troubles me is when the WiBro service was introduced back in June of 2006, KT only got 1,000 customers in the first six months. This is most disappointing to say the least. One would expect consumers' to line up for such a service, which provides wireless connectivity on the go. The problem may lie in the marketing methods used and promoted by Korea Telecom.

Kore'deki Wimax'ın başarısız olması ile ilgili benim de birkaç naçizane tespitim var, bunları paylaşmak istedim:

a) Koreliler genç nüfusları nedeniyle yüksek hızlı internet erişimine çok önem veriyorlar bu yüzden evlerdeki sabit internet hızları ortalama 10Mbit. Wibro’nun hızı ise max 3Mbit. Ben de olsam 10Mbit’i bırakıp 3 Mbit’e tenezzül etmem. Bir de Fransa’daki gibi ayda 40$’a 50Mbit fiber erişim verirlerse hiç etmem.

50 Mbps for $40, but in France
Neuf Cegetel, the French competitive telecom carrier has just started selling a 50 megabits per second fiber-to-the-home connection that costs about 30 Euros (about $40) a month. In comparison, 50 Mbps costs a while lot of money in the US. Verizon, Surewest and Cablevision are three companies currently offering 50 megs at a wallet-ripping price. For $40 you get somewhere between 3-to-6 Mbps (voice and television not included) from most carriers in the US.

Neuf’s service is currently available in select parts of Paris & Pau (a town in the very south of France) and also includes VoIP and HD & Regular TV over IP services. The company is also in talks to buy the Club Internet broadband business from Deutsche Telekom. It it adds 600,000 Club Internet customers, then Neuf will become the #2 broadband provider in France, behind Orange, which has 4.2 million subscribers.

b) Bence Wibro’unun Kore’deki satış modeli hatalı, Wibro mevcut sabit hat abonelerine bir ek özellik olarak sunulmalıydı. Örneğin aylık ilave 10$ ödeyene, sabit 10Mbit erişiminin yanında 1Mbit Wibro gibi.

c) Son olarak yüksek hızlı kablosuz mobil iletişimin önündeki en büyük engel bence hal pil ömürleri. Bağlantı hızlarımız istediğimiz kadar hızlı ve ucuz olsun, elimizdeki cihazlar bu kapasiteyi dolduramadığı sürece bir anlamı olmayacaktır. Bildiğiniz gibi geçenlerde Samsung Q1 isimli UMPC’yi satışa sundu. Bir forumda bu cihazı tecrübe etmiş birinin yorumlarını aynen paylaşıyorum:

UMPC vs Tablet PC
I have been an active user of the Tablet PCs for the past 3 years, I have owned the Compaq, acer, gateway, fujitsu and Toshiba. Currently using an Acer C110, great size and keyboard for data entry. I was excited when I first read about the UMPC, especially when I saw the price compared to the Tablet's.

Well I got my first UMPC a couple weeks ago (Samsung Q1) and couldn't be more disappointed. There is no comparing the two computer they're different and have different uses. The Samsung is to big to be portable to small to be useful, the onscreen touch keyboard gave me cramps in both hands. The 1 hour battery life (teorikte 3.5 saat) was a joke, and the startup and restart speed was horrible (5 minutes). I did use it with Microsofts streets and trips with a USB GPS receiver which would have been great had the battery not died 20 minutes from my destination. All is all a great concept, which needs major improvements in speed, battery life and text input as well as an operating system optimized for the UMPC not the tablet pc. Oh yeah and what happend to the original price point of $500.00 the Samsung cost me $800.00 on Ebay.

Aslında Wimax'in geleceği ile ilgili endişe edecek çok bir durum yok. Pil meselesi 3G'nin de büyük sorunu. Satış modeli düzgün seçilirse bence Wimax her yerde başarılı olur.

Etiketler: , ,

Cuma, Nisan 20, 2007

Intel gives up on 3G

Ericsson geçtiğimiz ay Wimax'e artık yatırım yapmayacağını açıkladığında açıkçası hiç şaşırmamıştım:

Ericsson gives up on WiMAX
"Ericsson has chosen as of December 2006 to discontinue development in WiMAX infrastructure."

Çünkü Wimax'in yaygınlaşması Ericsson gibi GSM devlerinin pek işine gelmiyordu. Wimax demek, genişbant mobil iletişim pazarının Amerikan kökenli şirketlerle (Motorola, Intel, vs.) paylaşılması demek olduğu için Ericsson, Wimax'i kendi eliyle büyütmek istemediği için tamamen yüzünü 3G'ye çevirdi.

Ericsson'un açıkça pozisyonunu belli etmesinden sonra Wimax'in en büyük destekçisi olan Intel de artık açık açık 3G'ye yatırım yapmayacağını açıkladı. Bakın geçtiğimiz günlerde Mooly Eden (General Manager of Intel's Mobile Platforms Group) bir söyleşide neler söylemiş:

"You're not going to get a 3G solution from Intel, There are 3G solutions from third parties, but if you look at 3G adoption, it's still a one-digit attach rate. We are going to focus on WiMax, which we believe will be a more pervasive solution, and we are trying to work with the ecosystem to accelerate it worldwide."

"When we launched Centrino in 2003, the attach rate of Wi-Fi was 15 per cent," he said. "Now the attach rate is more than 95 per cent. In the US, by 2008, we are going to have more than 100 million people covered with WiMax."

Diğer bir GSM devi Nokia ise bu rekabette hala tarafsız bir resim çizip, hem Wimax'e hem de 3G'ye destek vereceğini söylüyor. Samsung ise özellikle UMPC'lerle Wimax'in en büyük destekçilerinden.

Bakalım 3G vs. Wimax rekabetinden kimler kazançlı çıkacak.

Salı, Nisan 17, 2007

Free Wi-Fi

Bloglarımda Wimax ile ilgili gelişmeleri ve bilgileri paylaşmaya çalışıyorum. Hep Wimax'ten bahsederken, Wimax'in küçük kardeşi Wi-Fi'yi ihmal ettik. Halbuki yurt dışında özellikle mesh Wi-Fi konusunda büyük gelişmeler oluyor.

Örneğin Amerika'da Meraki isimli bir şirket mesh Wi-Fi hizmeti veriyor ve isterseniz sizi ortak yapıyor. Sistem şu şekilde işliyor; Öncelikle bir Meraki Mini (49$) veya Meraki Outdoor (99$) access point & repeater cihazı satın alıyorsunuz.

Extend wireless Internet access throughout your home in just a few minutes. You can use your own connection or pull in a wireless network if your city is broadcasting one.You can share Internet access with your neighbors by adding repeaters to your neighborhood, including the Meraki Mini Outdoor.

Ardından cihazın üzerindeki çok basit arayüzü ile çevredeki en yakın kablosuz internet hattına bağlanıyorsunuz. Eğer evde zaten bir fixed internet hattınız (Cable, ADSL, vs.) var ise bu cihaz yardımı ile bağlantınızı da paylaşabiliyorsunuz.

Manage your Meraki network with Dashboard. Make changes or updates, and keep an eye on your network at your own convenience. Or if you don’t feel like optimizing anything, sit back and relax—the network will take care of itself. You don’t even have to worry about the money. Use the Dashboard billing feature to set rates and collect automatic payments. Then figure out how cost-effective your network is with built-in revenue analysis. And if you have a business model, come back and check out figures any time to make sure everything is on track.

Böylelikle her abone aynı zamanda bir verici gibi davranıyor. O an hangi hat müsaitse onun üzerinde bağlantı sağlanıyor. Bir de Meraki şu an sadece San Fransisco'ya özgü bir free wi-fi sistemi kurmuş. Bu sistemde gönüllüler kullanıcılardan hiç bir bağlantı ücreti talep etmeden wireless repeater'ları ile bedava internet erişimi veriyorlar.
Meraki is teaming up with people in Alamo Square, Duboce Park, the Castro, and the Mission to start bringing free wireless Internet access to the city. As a neighbor, you can help the network grow by putting a Mini repeater in your front window, balcony, or roof. We're giving away the hardware and if you can place a repeater on your roof, we may set you up with a free DSL line as well.

Our goal is to connect the next billion people to the Internet by changing the economics of access. From time to time you might notice things like local advertising and search tools. These are things we're testing to determine the best way to roll out affordable wireless access to the rest of the world. adresinden canlı canlı şu an kaç kişinin bedava mesh Wi-Fi sisteminden yararlandığını, kaplama alanını, trafiğin byte cinsinden büyüklüğünü, vs. görebilirsiniz. Şu an sisteme kayıtlı gönüllü (repeater) sayısı 61, fakat 259 kişi daha başvurmuş sisteme dahil olmak için. Meraki'inin free Wi-Fi network'ü için hedefi 1000 repeater.

Benzer bir gelişme de İngiltere'den:

London becomes Europe's largest Wi-Fi hotspot

London is to become the biggest Wi-Fi hotspot in Europe when 350,000 city workers are given public wireless internet access. Next week, work will start on installing 130 base stations all around the City of London to offer public wireless internet connections. The stations will be dotted around the area in a mesh networking set-up which will span the entire Square Mile area of the capital.

Wi-Fi firm The Cloud will work together with local councils to extend the wireless network; when the work is completed London will have the largest Wi-Fi hotspot in Europe. The cost of unlimited access of the network will be set at around £12 per month. Initially the connection will only cover the central London areas of Soho, the Barbican and the City of London, but there are plans to extend the zone across the capital.

Şimdi bazılarınızın Türkiye'de bu konuda bir girişim yok mu diye sorduğunuzu hissediyorum. Bu konuda bir tek bildiğim Doğan Online'ın ADSL aboneleri için vereceğini duyurduğu Wi-Fi hizmeti:


Smile ADSL ile kullanıcılarına Türk Telekom'dan farklı hizmetler vermeyi hedeflediklerini bildiren Demir, abonelerin evlerindeki mevcut kullanıcı adı ve şifreleri ile Türkiye'de şu an 40 yerde bulunması planlanan 'hotspot' bağlantı noktaları çevresinde ucuz ve hızlı bağlantı kurabilmelerinin sağlanacağını kaydetti.

Demir, kablosuz network (Wifi) teknolojisine dayalı bu 'hotspot'ları ileride aşamalı olarak geliştirerek, büyük kapsama alanları oluşturmayı planladıklarını ve yalnızca evde kullanımla sınırlı ADSL sisteminin daha geniş kullanım alanı bulmasını sağlayacak bu sistemin pilot çalışmasını Bahçeşehir'de başlattıklarını dile getirdi.

''2007'de amacımız, tüketiciye geniş bandın kullanılabileceği katma değerli servisler götürmek'' diyen Demir, 2007 sonuna kadar 350 bin ADSL, 35 bin (Wifi) abonesine ulaşmayı hedeflediklerini söyledi.

Acaba yazılım dünyasındaki açık kaynakçıların yaptığı gibi, açık Wi-Fi'ciler de Telekom devlerine kafa tutabilecekler mi? Gelecekte kablosuz iletişimde hangi teknoloji (GSM, 3G, Wi-Fi, Wimax, vs.) hakim olacak? Sanırım bekleyip göreceğiz.

Etiketler: , ,

Çarşamba, Nisan 11, 2007

Wimax HD TV

Uzun zamandır Wimax ile ilgili bir blog yazmıyordum. Bu aralar dünyada o kadar çok Wimax ile ilgili gelişme oluyor ki hangisini paylaşacağımı şaşırdım. Ama bugün okuduğum Wimax ile ilgili bir gelişmeyi sizinle paylaşmak istedim.

Kablosuz genişbant erişimin çok önemli olduğu ülkelerden biri olan Japonya'da geçenlerde Wimax ile ilgili bir demo gerçekleştirilmiş ve bu demoda 30Mbit/s ile high-definition televizyon yayını yapılmış:

At 30Mbit/s, demo of tweaked WiMax can stream high-def TV

Using a tweaked IEEE802.16e setup, Japan Radio Company (JRC) and Runcom Technologies recently showed HD TV video being transmitted at 30Mbit/s, which was more than enough throughput for the high-quality images.
The two companies combined their wireless expertise to create a base station and user terminals using WiMax IEEE802.16e-2005 on the 2.5GHz portion of the radio spectrum.

Yukarıdaki şekilde ise demoda kullanılan Wimax PC kartı ile Wimax Baz İstasyonu mevcut. (Yoksa kocaman cihazlar mı bekliyordunuz :) ) Wimax teknolojisi beklediğimizden hızlı gelişiyor, bakalım daha neler göreceğiz...


Pazartesi, Nisan 09, 2007

JIRA Nedir - II

JIRA'nın çok tutulmasının sebeplerinden biri de platform bağımsızlığı ve kolay kurulabilir olmasıdır. JIRA java tabanlı olması ve veritabanı bağlantısı olarak JDBC kullanması nedeniyle Java'nın çalıştığı tüm işletim sistemlerinde, hemen hemen tüm Uygulama Sunucularında ve Veritabanlarında çalışır.

Tüm bunların ötesinde JIRA'yı download ettiğiniz andan itibaren yaklaşık 5 dakika içinde çalışır bir duruma getirebilirsiniz. Eğer JIRA'nın standalone kurulumunu indirdiyseniz, bütünleşik Tomcat ve Hsqldb sayesinde JIRA otomatik bir şekilde kurulur ve çalışır hale gelir.

"Jira was simple to set up. I would say that it took me no longer than about 5 minutes to unzip the file (enterprise version), go to the web site to generate the enterprise trial license, and walk through the admin setup pages. After that, I created some users, a project, and an issue for my colleagues to work with. I was impressed with how easy all of this was. And that I did not need to read any documentation to do it. The forms are all self-documenting, which is the way it should be."

Michael W. Balk of AT&T Labs Research

Entity Engine

Bu yazıyı okuyanlar ve veritabanı bağımsız uygulama geliştirme konusunda pek tecrübesi olmayanlar JIRA'nın nasıl oluyor da tüm veritabanlarına destek verebildiğine şaşırmış olabilirler. İşte işin sırrı Apache Ofbiz 'in Entity Engine 'inde yatıyor.

Entity Engine sayesinde JIRA, kodlarında özel bir değişiklik yapmadan, sadece konfigürasyon dosyalarındaki değişiklikler sayesinde JDBC desteği olan tüm veritabanlarına bağlana biliyor. Ayrıca Entity Engine veritabanı güncellemelerini otomatik yapabiliyor. 4100'ün üzerinde müşterisi olan ve yaklaşık 2 ayda bir sürüm çıkaran bir firma için bu ne kadar önemli bir özelliktir bilseniz.

Why we chose the Entity Engine

We chose the EE over CMP or BMP entity beans because:

* it is more portable between application servers
* table schemas are automatically created and updated
* using the field type definitions, we can add support for new databases very quickly
* it is faster than most CMP implementations and has some nice caching features


Şimdi de bazılarınızın aklından "Kurulumu kolaymış, acaba bakımı da öyle mi" diye geçebilir. Merakınızı şu şekilde gidereyim. Sanırım yaklaşık 2 sene evvel JIRA 2.6 Standard Edition kullanıyorduk ve 3.1 Enterprise Edition'a geçmeye karar verdik. Tek yaptığım yeni versiyonu kurmak ve eski veritabanına yönlendirmek oldu. Eski sistemde bir sürü özelliştirme yapmamıza rağmen, yeni JIRA'yı çalıştırdığımda Tomcat'in konsolunda şöyle bir mesaj çıktı. "Yeni güncellemeler tespit ettim, lütfen biraz bekleyin..." Yaklaşık 5 dakika sonra yeni JIRA güncellemeleri otomatik olarak yapılmıştı. İnanın bana bu tecrübeye yaşayan bir tek ben değilim.

"We love JIRA. We are a small software company, and JIRA has helped with our quality and processes immeasurably. We were just audited by one of our customers (Fortune 100 Company) and were able to prove what we said by allowing them into our JIRA system... thanks.

We just upgraded to JIRA 3.2 Enterprise from 3.0.x. I wanted to share our experience.

Total time from download to install: 5 minutes.
Total down time for our users: 15 seconds.
Total issues with upgrade: 0."

Andrew Wertkin of Synapsis Technology


JIRA'nın muhteşem özelliklerinden biri de veritabanı bağımsız otomatik yedekleme sistemi. JIRA sizin belirleyeceğiniz periyodlarda özelleştirilmiş alanlar da dahil olmak üzere kendisine ait tüm tabloları xml formatında export eder ve zip'ler. Bu yedek dosyaları daha sonra istediğiniz veritabanına import edebilirsiniz.

"We had an interesting JIRA experience today. The building manager shut down the power without notifying us and the postgresql DB just disappeared. Due to an error in out backup script the DB wasn't included. Thankfully, the nightly JIRA created backup was there to save us - restore worked perfectly!"

Rob Harrop of Cake Solutions

JIRA'nın bu özelliğini ilk gördüğümde backup hızı ve kalitesi karşısında hayrete düşmüş ve hemen altyapıda ne kullandıklarını merak etmiştim. Ufak bir araştırmadan sonra XStream ismindeki müthiş bir open-source tool'u kullandıklarını gördüm.

Bu blog'da JIRA'nın yönetimsel güzelliklerine değinmeye çalıştım, bir dahaki blog'da artık fonksiyonel özelliklerine el atarız :)

Pazar, Nisan 08, 2007

JIRA Nedir - I

Uzun zamandır bir çok blogumda JIRA ile ilgili örnekler vermiş fakat JIRA'yı detaylı olarak hiç anlatmamıştım. Bu sefer JIRA'yı, çarpıcı özellikleriyle anlatmaya çalışacağım.

JIRA, Atlassian firması tarafından geliştirilmiş web tabanlı bir İş, Hata Takip ve Proje Yönetim aracıdır. Her ne kadar öncelikle Yazılım Dünyasına hizmet eden bir uygulama gibi gözükse de kolay özelleştirilebilir iş akış sistemi, ekranları ve alanları sayesinde tüm sektörlerde ve departmanlarda kullanılabilecek bir uygulamadır.

  • Manage bugs, features, tasks, improvements or any issue
  • A clean and powerful user interface that is easy to understand for both business and technical users
  • Map your business processes to custom workflows
  • Track attachments, changes, components and versions
  • Full text searching and powerful filtering (customisable, saveable, shareable and subscribeable!)
  • Customisable dashboards and real-time statistics
  • Enterprise permissioning and security
  • Easily extended to and integrated with other systems (including email, RSS, Excel, XML and source control)
  • Highly configurable notification options
  • Runs on almost any hardware, OS and database platform
  • Web service enabled for programmatic control (SOAP, XML-RPC and REST interfaces)
  • and much more...
JIRA rakiplerine göre çok daha fazla zengin ve kolay kullanılabilir özellikler sunar. Bu linkten bahsettiğim zengin içeriğe ,daha detaylı bir şekilde göz atalabilirsiniz ama ben bloglarımda JIRA'nın diğer çarpıcı özelliklerine altyapısından başlayarak değinmeye çalışacağım.

Atlassian'ın Patronları
Atlassian 2002 yılında, Mike Cannon-Brookes ve Scott Farquhar isimli
2 Avusturalyalı genç girişimci tarafından kurulmuş. Bu genç girişimciler bizim bildiğimiz klasik patronlardan gerçekten çok farklılar. Bence JIRA'nın başarısının arkasındaki birinci neden bu patronlar. İnşallah hepimize böyle patronlar nasip olur. İzleyin ve görün :

Açık Kaynak Kullanımı
Atlassian firmasının tanıtımında şöyle bir cümle yer alıyor "Atlassian is a customer-driven software company, combining brilliantly simple tools with legendary service." İşte bu cümlede geçen nefis basit araçlar'la kastedilen açık kaynak uygulamalardır. JIRA altyapısında irili ufaklı yaklaşık 70 adet java tabanlı açık kaynak API kullanmaktadır.

Atlassian'cılar bu açık kaynak ürünleri çok güzel harmanlayıp muhteşem uygulamalar ortaya çıkarıyorlar. Felsefeleri ise gayet basit, yeni bir özelliğe ihtiyaç duyduklarında önce açık kaynak dünyayı araştırıyorlar bu konuda daha evvel bir ürün geliştiren olmuş mu diye. Eğer iyi kötü bir açık kaynak API bulurlarsa hemen destek (contribution) oluyorlar. Bu sayede hem kendi ürünlerini geliştirmede tasarruf etmiş, hem de destek oldukları açık kaynak ürünlerin gelişmesine büyük katkı sağlamış oluyorlar.

Mike Cannon-Brookes Commercial Open Source License Donations isimli blogunda bu stratejilerini çok güzel anlatmış. Ayrıca aşağıdaki bu grafikte JIRA'nın WEB-INF/lib klasörü altındaki jar dosyalarını kullanarak JarAnalyzer ile hazırladığım bağımlılık haritasını görebilirsiniz. Sadece JIRA'nın değil, açık kaynak dünyanın da API'lerini biribirine bağlayıp nasıl harika bir sinerji oluşturduğunu çok güzel göstermektedir.

Lisanslama Modeli
JIRA'nın çok kısa sürede tüm dünyada kullanılan başarılı bir ürün hale gelmesindeki en önemli etkenlerden birisi de sunduğu lisans ve fiyat modelidir. Atlassian firması JIRA'yı Standard ($1200), Professional ($2400) ve Enterprise ($4800) olmak üzere çok komik lisans bedellerine satmakta ve kaynak kodunu da yanında birlikte vermektedir. Üniversiteler gibi akademik alanda kullanacaklara bu fiyatlar % 50 indirimlidir.

Şimdi eminim XYZ firmasının $100.000'den başlayan fiyatla sattığı ürünlerle kıyaslayınca bu lisans ücretleri çok tuhaf gözüküyor. Aslında öyle değil. Atlassian altyapıda kullandığı açık kaynak ürünler sayesinde JIRA'yı geliştirme maliyetlerini düşürmüş, ayrıca 15-20 firmaya $100.000'a satmak yerine binlerce firmaya $1000 ile $5000 arasındaki herkesin kolaylıkla ödeyebileceği bir fiayata satarak sürümden kazanmış. Bu sayede müşterileri arasında Microsoft, NASA, Sony, Toyota gibi dünya devleri ile birlikte anı sanı duyulmamış 55 ülkeden 4100'ün üzerinde müşterisi bulunmakta.

JIRA lisans modelinde ayrıca çok harika bir iş daha yapmış her bir lisans için sınırsız kullanıcı, sınırsız CPU, sınırsız proje ve sınırsız issue imkanı sunmuş. JIRA'yı veya benzer bir tool'u kullanmamış olanlar bunun önemini tam kavramamış olabilirler ama özellikle dünyaca ünlü XYZ firmalarının ürünlerini kullananlar ne demek istediğimi hemen anlayacaktır.

Son olarak, Atlassian JIRA'yı "we are free, if you are free" prensipi ile
açık kaynak dünyaya ücretsiz vermekte ve bu dünyadan gelen geribeslemeler ile JIRA'nın kalitesini arttırmaktadır. Bir nevi açık kaynak dünya "kazan-kazan" prensibi ile JIRA'nın parasını testçilik ve analistlik yaparak ödemektedir.
To give back to the open source community (and hopefully improve the quality of those projects!), JIRA is free for any Open Source project to use.
There are a few requirements for an Open Source license, the main ones being:
  • Established code base
  • Publicly available project website
  • Using an approved open source license
İşte size JIRA kullanan birkaç meşhur açık kaynak proje:

Ayrıca Türkiye'den de JIRA lisansının alınmasına vesile olduğum meşhur Turquaz Muhasebe projesi mevcut:

JIRA ile ilgili anlatacağım daha çok şey var ve bunlar da bir blog'a sığmaz. Bir sonraki blogumda JIRA'yı anlatmaya devam edeceğim...

Pazar, Nisan 01, 2007

Automated Test Tools

Ocak ayında JIRA developer'larından Andreas Knecht JIRA'nın otomatik testlerini anlatan JIRA uberbox isimli bir blog yayınlamıştı. Blog'da JIRA testleri ile ilgili bazı bilgiler yer alıyordu:

Note: For JIRA we have 2 automated test suites, Unit tests (about 2600 of them) and Functional tests (about 430). Functional tests startup an instance of JIRA and make HTTP requests against this instance testing various parts of the UI.

Blogu okuduktan sonra JIRA'nın başarısının tesadüf olmadığını ve Test Driven Development'a ne kadar önem verdiklerini bir kere daha anlamıştım. Ayrıca unit ve functional testler için hangi araçları kullandıklarını merak etmiş ve Andreas Knecht'en bu merakımı gidermesini istemiştim :) Aynı blog'a 1 gün sonra cevap yazmış ama ihmalkarlığımdan dolayı cevabını ancak bugün okuyabildim.

Atlassian'cılar test işleri için de Hollywood Bulvarı'nda ismi yer almayan open-source programlar kullanıyorlarmış. Aynen aktarıyorum Andreas'ın mesajını:

Hi Mustafa,

For unit tests we simply use JUnit. The functional tests are a little more complicated. For setting up the app-server we use cargo. To actually run the tests (i.e. clicking around the UI) we use jWebunit.

All the tests (both unit and functional) get executed via Maven. Bamboo simply runs the appropriate maven command.